adjective

boring

sıkıcı

This movie is very boring.

Bu film çok sıkıcı.

He has a boring job.

Onun sıkıcı bir işi var.

((bir şey)) sıkıcı. Bu film sıkıcı. This movie is boring.

Eş anlamlılar: dull, tedious, uninteresting; Zıt anlamlılar: interesting, exciting

'Sıkmak, usandırmak' anlamına gelen 'to bore' fiilinden gelir.

Bir matkabın bir deliği 'boring' (deldiğini) düşünün - bu, 'sıkıcı' bir şey gibi, tekrarlayan ve heyecansız bir eylemdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.