adjective

bottomless

dipsiz, sonsuz

It felt like a bottomless pit.

Dipsiz bir kuyu gibi hissettirdi.

They offered bottomless coffee at the diner.

Lokantada sınırsız kahve ikram ettiler.

She has a bottomless supply of energy.

Onun bitmek bilmeyen bir enerjisi var.

dipsiz bir (isim) sonu yokmuş gibi görünen bir isim It was a bottomless hole.

sınırsız (içecek) ücretsiz olarak yeniden doldurulabilen bir içecek This cafe has bottomless coffee.

Eş anlamlılar: infinite (sonsuz), inexhaustible (tükenmez); Zıt anlamlılar: limited (sınırlı), finite (sonlu)

'bottom' (dip) ve '-sız, -siz' anlamına gelen '-less' sonekinden oluşur.

Kelimeyi parçalara ayırın: 'bottom' (dip) + 'less' (-sız). Kelimenin tam anlamıyla 'dipsiz'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.