noun

bouquet

buket, demet, koku

He gave her a beautiful bouquet of roses.

Ona güzel bir gül buketi verdi.

The wine has a complex fruity bouquet.

Şarabın karmaşık meyvemsi bir kokusu var.

a bouquet of ((sth.)) bir (...) buketi Ona bir buket gül verdi.

Eş anlamlılar: demet, deste (çiçekler için); aroma, koku (koku için)

Eski Fransızca'da 'küçük koru' anlamına gelen 'bouquet' kelimesinden gelir, 'bosc' (koru) kelimesinin küçültme ekidir.

Bir düğünde gelinin buketini düşünün. Koku anlamı için, bir şaraptaki kokuların bir çiçek demeti gibi olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.