verb

brag

övünmek, böbürlenmek, atıp tutmak

He's always bragging about his new car.

Sürekli yeni arabasıyla övünüyor.

She bragged that she could run the fastest.

En hızlı koşabildiğiyle övündü.

((ile)) (bir şey) ile övünmek. He's always bragging about his new car.

((-dığını)) ...-dığını söyleyerek övünmek. She bragged that she could run the fastest.

Eş anlamlılar: boast, show off; Zıt anlamlılar: be modest (mütevazı olmak), be humble (alçakgönüllü olmak)

Kökeni belirsizdir, muhtemelen Eski Nors dilinde 'en iyi, şiir' anlamına gelen 'bragr' ile ilgilidir.

'Brag' kelimesini 'bırak' kelimesiyle ilişkilendirin: 'Bırak bu övünmeyi!' der gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.