noun

breaker

dalgakıran, devre kesici, kırıcı

The surfers rode the big breakers.

Sörfçüler büyük dalgalara bindi.

The lights went out, so I checked the breaker.

Işıklar söndü, ben de devre kesiciyi kontrol ettim.

He was known as a rule-breaker.

Kural yıkan biri olarak biliniyordu.

a breaker büyük dalga The surfers rode the big breakers.

a (circuit) breaker (devre) kesici I checked the breaker.

a ((sth.))-breaker ((bir şeyi)) kıran/yıkan kişi He was known as a rule-breaker.

Synonyms: wave, surf (ocean); circuit breaker, fuse (electrical)

'break' (kırmak) fiiline işi yapanı belirten '-er' ekinin eklenmesiyle oluşur. Temel anlamı 'kıran şey'dir.

Dalga, kıyıda 'kırıldığı' için 'breaker'dır. Devre 'kesici' ('circuit breaker'), elektrik akışını 'keser'. Her ikisi de bir şeyi kırma temel fikrini paylaşır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.