noun

breakthrough

büyük buluş, atılım, çığır açan gelişme

Scientists made a major breakthrough in cancer research.

Bilim insanları kanser araştırmalarında büyük bir çığır açtı.

The negotiation finally had a breakthrough.

Müzakere nihayet bir sonuca ulaştı.

a breakthrough ((in sth.)) (bir konuda) bir atılım Scientists made a breakthrough in research.

Synonyms: discovery, advance, innovation

'break' (kırmak) + 'through' (içinden geçmek) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamıyla bir engeli veya maniyi aşmak demektir.

Diğer tarafta yeni ve önemli bir şey bulmak için bir duvarı yıktığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.