noun

breast

göğüs, meme

She held the baby to her breast.

Bebeği göğsüne bastırdı.

He felt a sharp pain in his breast.

Göğsünde keskin bir ağrı hissetti.

I ordered a grilled chicken breast.

Izgara tavuk göğsü sipariş ettim.

((a/the)) breast göğüs, meme She has a pain in her left breast.

((a/the)) breast ((of sth.)) (bir kuşun) göğsü I'll have the chicken breast.

Eş anlamlılar: chest, bosom, bust

Eski İngilizce'deki Cermen kökenli 'brēost' kelimesinden gelir.

Üç ana kullanımını unutmayın: bir kişinin üst göğsü, bir kadının memesi ve bir kuşun göğüs eti.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.