adjective

breathless

nefessiz, soluk soluğa

He was breathless after running up the stairs.

Merdivenleri koştuktan sonra nefessiz kalmıştı.

She waited with breathless anticipation.

Nefesini tutarak merakla bekledi.

nefessiz olmak nefesi kesilmiş olmak He was breathless after running up the stairs.

Synonyms: out of breath, winded, gasping

'breath' (nefes) + '-less' (-siz). Kelimenin tam anlamıyla 'nefessiz' demektir.

O kadar hızlı koştuğunuzu hayal edin ki nefesiniz kalmadı - 'breath-less' (nefessiz) durumdasınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.