noun

bridge

köprü, kaptan köşkü, briç (oyun)

We crossed the bridge over the river.

Nehrin üzerindeki köprüden geçtik.

My grandparents like to play bridge.

Büyükannem ve büyükbabam briç oynamayı sever.

The captain stood on the bridge of the ship.

Kaptan geminin köprüsünde duruyordu.

((a/the...)) bridge ((over sth.)) (bir şeyin üzerinde) köprü They built a bridge over the canyon.

to play bridge briç oynamak We often play bridge on weekends.

Synonyms: overpass, viaduct, span

Eski İngilizce'de bir engelin üzerinden geçen yükseltilmiş yol anlamına gelen 'brycg' kelimesinden gelir.

İster bir nehrin, ister dişlerin, isterse de iletişimin arasındaki bir boşluğu 'köprüleyen' bir şey olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.