verb

brighten

aydınlatmak, neşelendirmek, parlatmak

Let's open the curtains to brighten the room.

Odayı aydınlatmak için perdeleri açalım.

Her smile brightened his day.

Onun gülümsemesi gününü aydınlattı.

The sky began to brighten after the storm.

Fırtınadan sonra gökyüzü aydınlanmaya başladı.

((sth.)) (bir şeyi) aydınlatmak The new lamp will brighten this corner.

((up)) neşelenmek, aydınlanmak His face brightened up when he saw the gift.

Synonyms: lighten, illuminate, cheer up; Antonyms: darken, dim

'bright' sıfatına 'yapmak' veya 'olmak' anlamına gelen '-en' fiil ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

'bright-en', 'bright' (parlak) yapmak demektir. '-en' eki genellikle sıfatları fiile dönüştürür (ör: shorten, widen).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.