noun

brink

eşik, kenar, sınır

The company is on the brink of collapse.

Şirket çöküşün eşiğinde.

He stood on the brink of the cliff.

Uçurumun kenarında duruyordu.

on the brink of ((sth.)) (bir şeyin) eşiğinde olmak The world was on the brink of war.

Eş anlamlılar: edge (kenar), verge (eşik), threshold (eşik), point (nokta)

Orta İngilizce 'brinke' kelimesinden, Danca 'brink' (kenar, kıyı) ile ilgili bir İskandinav kaynağından gelmektedir.

'Brink', 'break' (kırılmak) gibi ses çıkarır. Bir şeyin eşiğinde (brink) olduğunuzda, o şey kırılabilir (break).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.