adjective

broad

geniş, kapsamlı, genel

The river is very broad at this point.

Nehir bu noktada çok geniştir.

She has a broad knowledge of history.

Tarih hakkında geniş bir bilgisi var.

He gave a broad smile.

Geniş bir gülümseme sergiledi.

((adjective)) geniş Nehir çok geniştir.

((adjective)) kapsamlı Tarih hakkında geniş bir bilgisi var.

Eş anlamlılar: wide, extensive; Zıt anlamlılar: narrow, limited

Eski İngilizce'deki 'brād' kelimesinden gelir. Almanca 'breit' (geniş) ile ilgilidir.

New York'taki 'Broadway'i düşünün, kelimenin tam anlamıyla 'geniş yol' demektir. Bu, fiziksel genişlik ve soyut kapsam için de geçerlidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.