verb

broaden

genişletmek, genişlemek, artırmak

Travel can broaden your mind.

Seyahat zihnini genişletebilir.

They are broadening the road.

Yolu genişletiyorlar.

((sth.)) (bir şeyin) yelpazesini genişletmek. Travel can broaden your mind.

((sth.)) (bir şeyi) daha geniş yapmak. They are broadening the road.

Eş anlamlılar: widen (genişletmek), expand (genişletmek); Zıt anlamlılar: narrow (daraltmak), restrict (kısıtlamak)

'broad' (geniş) sıfatı + 'yapmak' anlamına gelen fiil yapım eki '-en'.

'widen' (genişletmek) veya 'shorten' (kısaltmak) gibi diğer sıfattan fiile dönüşen kelimeleri düşünün. 'geniş yapmak' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.