verb

brought

getirdi

She brought a cake to the party.

Partiye bir pasta getirdi.

He brought his friend with him.

Arkadaşını da yanında getirdi.

The news brought great sadness.

Haber büyük bir üzüntü getirdi.

((sb.)) brought ((sth.)) (biri) (bir şey) getirdi Partiye bir pasta getirdi.

((sb.)) brought ((sb.)) (biri) (birini) getirdi Arkadaşını da yanında getirdi.

((sth.)) brought ((sth.)) (bir şey) (bir şey) getirdi Haber büyük bir üzüntü getirdi.

Eş anlamlılar: carried, delivered, fetched; Zıt anlamlılar: took, sent. 'bought' ('buy' fiilinden) ile karıştırmayın.

'to bring' fiilinin geçmiş zaman ve geçmiş zaman ortacı hali.

bRoughT kelimesindeki 'r' harfinin bRing kelimesinden geldiğini unutmayın. buy kelimesinden gelen boughT kelimesinde 'r' yoktur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.