verb

browse

göz atmak, gezinmek, otlamak

I'm just browsing, thank you.

Sadece bakıyorum, teşekkür ederim.

She browsed the internet for a new recipe.

Yeni bir tarif için internette gezindi.

Deer browse on young trees in the forest.

Geyikler ormanda genç ağaçları otlar.

(( )) gezinmek, bakınmak I like to browse in bookstores on weekends.

((sth.)) (bir şeye) göz atmak He browsed the magazine while waiting.

((for sth.)) (bir şey) aramak için gezinmek She was browsing for a new coat.

Eş anlamlılar: scan (taramak), skim (göz gezdirmek), graze (otlamak)

Eski Fransızca'da 'filizlenmek' anlamına gelen 'broster' kelimesinden gelir. Başlangıçta hayvanların taze filizleri yemesini ifade ediyordu.

İnternette 'gezinmeyi' (browse), lezzetli yapraklar arayan bir geyiğin 'otlaması' (browse) gibi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.