noun

bubble

baloncuk, kabarcık

Soap makes a lot of bubbles.

Sabun çok köpük yapar.

He lives in a social bubble.

Sosyal bir balonun içinde yaşıyor.

bir ((sth.)) ((baloncuğu)) bir sıvı içindeki gaz küresi Bir hava baloncuğu yüzeye çıktı.

Eş anlamlılar: foam, froth

Orta Hollandaca 'bobbel' kelimesinden gelir, muhtemelen köpürme sesini taklit eden yansıma bir kökene sahiptir.

Bir çubukla baloncuklar üflediğinizi hayal edin. Kelimenin kendisi de bir baloncuk gibi hafif ve havadar geliyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.