adjective

budding

gelecek vadeden, tomurcuklanan, filizlenen

She is a budding artist.

O, gelecek vadeden bir sanatçı.

The budding flowers are beautiful in spring.

Tomurcuklanan çiçekler baharda çok güzeldir.

a budding ((noun)) gelecek vadeden bir (isim) She is a budding scientist.

Synonyms: emerging, developing, promising; Antonyms: declining, waning

'bud' (tomurcuk) + '-ing' kelimelerinden gelir. Metaforik olarak gelişimin erken bir aşamasını ifade eder.

Açmak üzere olan bir çiçek 'tomurcuğunu' (bud) hayal edin. 'Gelecek vadeden' (budding) bir sanatçı, o tomurcuk gibi potansiyel dolu ve daha yeni başlıyor demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.