noun

bulk

büyük kısım, hacim, kütle, toptan

The bulk of the work is already done.

İşin büyük kısmı zaten yapıldı.

He bought the items in bulk to save money.

Paradan tasarruf etmek için ürünleri toptan aldı.

The sheer bulk of the furniture made it hard to move.

Mobilyanın sırf hacmi bile taşımayı zorlaştırdı.

((bir şeyin büyük kısmı)) (bir şeyin) büyük kısmı The bulk of the work is done.

((toptan)) büyük miktarlarda I buy rice in bulk.

Eşanlamlılar: kütle, hacim, boyut, çoğunluk

Eski Norsça'da 'kargo' anlamına gelen 'búlki' kelimesinden gelir.

Çok büyük ve çok yer kaplayan bir 'boğa' (bull) hayal edin veya 'toptan' alışveriş yapmayı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.