adjective

buoyant

yüzen, neşeli, canlı (piyasa)

Wood is a buoyant material.

Ahşap, yüzen bir malzemedir.

He was in a buoyant mood after his promotion.

Terfisinden sonra neşeli bir ruh halindeydi.

The market is buoyant this quarter.

Piyasa bu çeyrekte canlı.

buoyant olmak Yüzmek/neşeli olmak Ahşap yüzer.

buoyant bir ((isim)) neşeli bir (kişilik) Neşeli bir kişiliği var.

Eş anlamlılar: floating (yüzen), cheerful (neşeli), upbeat (iyimser); Zıt anlamlılar: depressed (depresif), pessimistic (kötümser), heavy (ağır)

İspanyolca 'boya' (şamandıra) kelimesinden gelir. '-ant' eki sıfat yapar.

Bir 'şamandıra' (buoy) gibi, 'buoyant' olan bir şey suyun üstünde, moral olarak veya piyasada yukarıda kalır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.