verb

burgeon

filizlenmek, hızla büyümek

The town's population began to burgeon.

Kasabanın nüfusu hızla artmaya başladı.

My confidence burgeoned after I won the award.

Ödülü kazandıktan sonra özgüvenim arttı.

((özne)) filizlenir (özne) hızla büyür veya gelişir The market for electric cars is burgeoning.

((özne)) filizlenir ((bir şeye dönüşür)) (özne) (bir şeye) dönüşür The startup burgeoned into a large corporation.

Synonyms: flourish, expand, mushroom; Antonyms: shrink, wither

Eski Fransızca'da 'tomurcuklanmak, filizlenmek' anlamına gelen 'borjoner' kelimesinden, o da 'borjon' (tomurcuk) kelimesinden gelmektedir.

Bir bitki tomurcuğunun patlayarak açtığını hayal edin. Veya bir 'burger'in her şeyin 'on' (üzerinde) olacak kadar büyüdüğünü düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.