adjective

buried

gömülü, gömülmüş, saklı

The dog found a buried bone.

Köpek gömülü bir kemik buldu.

He was buried in his work all day.

Bütün gün işine gömülmüştü.

The ancient city was buried under ash.

Antik kent kül altında kalmıştı.

buried ((in/under sth.)) (bir şeyin içinde/altında) gömülü The keys were buried under a pile of papers.

buried ((in sth.)) (bir şeye) gömülmüş (mecazi) She was buried in a book.

Eş anlamlılar: covered, hidden, concealed; Zıt anlamlılar: exposed, uncovered

'to bury' (gömmek) fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı.

Kumun altına 'buried' (gömülmüş) bir hazine hayal edin. Kitaplara 'buried' (gömülmek) gibi mecazi anlamda da kullanılabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.