verb

burn

yanmak, yakmak, tutuşmak

The fire is burning brightly.

Ateş parlak bir şekilde yanıyor.

He burned the old letters.

Eski mektupları yaktı.

I burned my hand on the hot stove.

Sıcak sobada elimi yaktım.

This car burns a lot of gas.

Bu araba çok benzin yakıyor.

yanmak Ateş parlak bir şekilde yanıyor.

((sth.)) (bir şeyi) yakmak Eski mektupları yaktı.

((sb./sth.)) ((on sth.)) (bir yerde) (bir yerini) yakmak Sıcak sobada elimi yaktım.

Eş anlamlılar: scorch (yakıp kavurmak), char (kömürleştirmek), incinerate (yakmak)

Eski İngilizce 'bærnan' (yakmak) kelimesinden gelir.

Türkçedeki 'boran' gibi düşünün, ateşli ve güçlü bir doğa olayı.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.