verb

bust

kırmak, bozmak, tutuklamak, iflas etmek

I think I busted my watch.

Sanırım saatimi bozdum.

The police busted him for selling drugs.

Polis onu uyuşturucu satmaktan tutukladı.

The company went bust last year.

Şirket geçen yıl iflas etti.

((sth.)) (bir şeyi) bozmak I think I busted my watch.

((sb.)) for (sth.) (birini) (bir şey) için tutuklamak The police busted him for selling drugs.

iflas etmek iflas etmek The company went bust last year.

Eş anlamlılar: break, smash, arrest, bankrupt

'Burst' (patlamak) kelimesinin bir değişikliğidir.

Patlayan bir balon hayal edin ('bursts' veya 'busts'). Polis içeri 'dalar' ('busts in'). Bir şirket 'iflas eder' ('goes bust').

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.