noun

canvas

tuval, branda, yelken bezi

The tent is made of heavy canvas.

Çadır ağır bir brandadan yapılmıştır.

The artist stretched the canvas.

Ressam tuvali gerdi.

His latest canvas sold for a million dollars.

Son tablosu bir milyon dolara satıldı.

((bir parça)) canvas [sayılamayan] bir branda, tuval bezi. The tent is made of heavy canvas.

((bir/o)) canvas [sayılabilen] bir tuval, tablo. His latest canvas sold for a million dollars.

Eş anlamlılar: (malzeme) branda, bez; (sanat) tablo, resim

Eski Fransızca 'canevas' kelimesinden, nihayetinde Latince 'cannabis' (kenevir) kelimesinden gelir, çünkü başlangıçta kenevirden yapılırdı.

Ressamın 'can'la başla çalıştığı 'vazo' gibi duran şövaledeki tuvali (canvas) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.