noun

capability

kabiliyet, yetenek, kapasite

She has the capability to become a great leader.

Büyük bir lider olma kabiliyetine sahip.

The company's manufacturing capability has improved.

Şirketin üretim kabiliyeti gelişti.

The new phone has many new capabilities.

Yeni telefonun birçok yeni kabiliyeti var.

((bir şeyi yapma)) kabiliyeti ((mastar)) bir şeyi yapma yeteneği veya gücü She has the capability to solve the problem.

((-me/-ma)) kabiliyeti bir şeyi yapma yeteneği veya gücü The system has the capability of processing data quickly.

Eş anlamlılar: ability, potential, skill, competence (yetenek, potansiyel, beceri)

'capable' (muktedir) + '-ity' (isim yapan ek). 'Capable', Latince 'capere' (almak, tutmak) kelimesinden gelir.

Bir şeyi yapmaya 'muktedir' (capable) olduğunuzu düşünün. 'Capability' (kabiliyetiniz), sahip olduğunuz güç veya yetenektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.