noun

captivity

esaret, tutsaklık

The bird was born in captivity.

Kuş esaret altında doğdu.

He escaped from captivity after five years.

Beş yıl sonra esaretten kaçtı.

in captivity esaret altında The animals live in captivity.

escape from captivity esaretten kaçmak He planned to escape from captivity.

Eş anlamlılar: imprisonment, confinement, custody; Zıt anlamlılar: freedom, liberty

'Captive' (esir) kelimesine durum veya koşul bildiren '-ity' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur. Esir olma durumu.

Bunu 'esir' (captive) olma durumu ('-ity') olarak düşünün. Hayvanat bahçesindeki hayvanlar esaret altındadır (in captivity).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.