adjective

adequate

yeterli, kafi, uygun

The food was adequate for the party.

Yemek parti için yeterliydi.

His performance was adequate, but not great.

Performansı yeterliydi ama harika değildi.

((için)) bir şey için yeterli olmak The water supply is adequate for the small town.

((yapmak için)) bir şeyi yapmak için yeterli olmak His skills are adequate to do the job.

Eş anlamlılar: sufficient, enough, satisfactory; Zıt anlamlılar: inadequate, insufficient

Latince 'adaequatus' (eşitlenmiş) kelimesinden gelir, 'ad-' (yönelme) + 'aequus' (eşit).

'Add equal' (eşit ekle) gibi düşünün – ihtiyaca eşit olacak kadar eklenmiş.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.