carries
Çeviri
taşımak, götürmek, bulaştırmak, satmak
Örnekler
He carries a heavy backpack.
Ağır bir sırt çantası taşıyor.
The store carries many kinds of cheese.
Dükkan birçok peynir çeşidi satıyor.
A mosquito carries the virus.
Sivrisinek virüsü taşır.
The sound of her voice carries well.
Sesinin tınısı iyi geliyor.
Dilbilgisi Kalıpları
((biri)) taşır ((bir şeyi)) bir şeyi desteklemek ve hareket ettirmek O bir çanta taşır.
((bir mağaza)) satar ((bir ürünü)) satılık bir şeye sahip olmak Bu dükkan o markayı satıyor.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
Eski Norman Fransızcasındaki 'carier' (araba ile taşımak) kelimesinden, o da Latince 'carrus' (vagon) kelimesinden gelir.
Hafıza İpuçları
'Car' (araba) insanları taşır. 'Carry' fiili de bir şeyi bir yerden bir yere taşımak demektir.