carry
Çeviri
taşımak, götürmek, bulundurmak, satmak
Örnekler
Can you carry this bag for me?
Bu çantayı benim için taşıyabilir misin?
This store carries fresh fruit.
Bu dükkan taze meyve satar.
The sound of the bell carries far.
Çanın sesi uzağa gider.
He carries a lot of responsibility.
O, çok fazla sorumluluk taşıyor.
Dilbilgisi Kalıpları
((biri)) taşır ((bir şeyi)) bir şeyi taşımak He carries a heavy backpack.
((bir yer)) satar ((bir şeyi)) bir dükkanın bir ürünü satması The shop carries many kinds of cheese.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: transport (nakletmek), bear (taşımak), hold (tutmak); Zıt anlamlılar: drop (düşürmek), leave (bırakmak)
Etimoloji
Latince'de vagon veya araba anlamına gelen 'carrus' kelimesinden gelir.
Hafıza İpuçları
Bir şeyleri 'taşıyan' bir 'araba' (car) düşünün.