noun

case

durum, vaka, dava, kutu

This is a simple case of cause and effect.

Bu basit bir neden-sonuç durumudur.

The lawyer is working on a difficult case.

Avukat zor bir dava üzerinde çalışıyor.

He packed his clothes in a small case.

Kıyafetlerini küçük bir valize koydu.

In case of fire, use the stairs.

Yangın durumunda merdivenleri kullanın.

a case of ((sth.)) bir ((sth.)) durumu/vakası. It was a clear case of fraud.

in case ((clause)) ((clause)) olur diye. Take an umbrella in case it rains.

Eşanlamlılar: instance, situation, container, lawsuit.

Latince 'düşüş, olay' anlamına gelen 'casus' kelimesinden, o da 'düşmek' anlamına gelen 'cadere'den türemiştir. 'cascade' ile aynı kökü paylaşır.

Farklı şeylerin bir kategoriye nasıl 'düştüğünü' düşünün: eşyalar bir 'case'e (kutu), olaylar bir 'case'e (vaka), eylemler bir 'case'e (dava).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.