adjective

catching

bulaşıcı, çekici, akılda kalıcı

Her enthusiasm is catching.

Onun coşkusu bulaşıcıdır.

That song has a catching melody.

O şarkının akılda kalıcı bir melodisi var.

A catching disease spread through the school.

Okula bulaşıcı bir hastalık yayıldı.

((bir şey)) bulaşıcıdır Bir şey bulaşıcı veya çekicidir. Her laughter is catching.

Eş anlamlılar: contagious, infectious, catchy, appealing; Zıt anlamlılar: unappealing

'catch' (yakalamak) fiilinin sıfat olarak kullanılan şimdiki zaman ortacı. Birinin dikkatini veya bir hastalığı 'yakalayan' bir şeyi ima eder.

Esnemenin kişiden kişiye 'bulaştığını' hayal edin. İşte bu 'catching' (bulaşıcı)!

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.