verb

caught

yakalamak, yetişmek, (hastalığa) yakalanmak, anlamak

He caught the ball.

Topu yakaladı.

I caught a cold last week.

Geçen hafta soğuk algınlığına yakalandım.

She caught him lying.

Onu yalan söylerken yakaladı.

We caught the last train.

Son trene yetiştik.

((sth.)) (bir şeyi) yakalamak He caught the ball.

((sb.)) ((doing sth.)) (birini bir şey) yaparken yakalamak She caught him stealing.

((an illness)) (bir hastalığa) yakalanmak I caught a cold.

((a vehicle)) (bir araca) yetişmek We caught the bus.

Eş anlamlılar: grabbed (yakalanmış), seized (ele geçirilmiş), captured (esir alınmış); Zıt anlamlılar: missed (kaçırılmış), dropped (düşürülmüş), released (serbest bırakılmış)

'to catch' fiilinin geçmiş zaman ve ortaç hali, Eski İngilizce 'cæccan' kelimesinden gelir.

Telaffuzu 'cot' (kamp yatağı) gibi. Bir balık 'yakaladığınızı' (caught) ve onu bir 'kamp yatağının' (cot) üzerine koyduğunuzu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.