adjective

adjoining

bitişik, yan

We booked two adjoining rooms at the hotel.

Otelde iki bitişik oda ayırttık.

The fire spread to the adjoining building.

Yangın bitişikteki binaya sıçradı.

((bitişik bir şey)) yanında veya (bir şeye) bağlı olan Bitişik odalarda kaldık.

Eş anlamlılar: adjacent (bitişik), neighboring (komşu), connecting (bağlayan); Zıt anlamlılar: separate (ayrı), detached (müstakil)

'adjoin' fiilinin sıfat-fiil hali, Latince 'adjungere' (yanına eklemek) kelimesinden gelir.

Hemen yanındaki başka bir şeye o anda 'bitişik olan' bir şeyi tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.