noun

chicken

tavuk, piliç, korkak

The chicken lays eggs.

Tavuk yumurtlar.

I like to eat fried chicken.

Kızarmış tavuk yemeyi severim.

Don't be such a chicken!

Bu kadar korkak olma!

bir tavuk (hayvan) Arka bahçemizde üç tavuğumuz var.

tavuk (et, sayılamaz) Biraz daha tavuk ister misin?

bir korkak (ödlek) Korku filmleri söz konusu olduğunda o bir korkaktır.

Eş anlamlılar: kümes hayvanı, tavuk eti; korkak (kişi)

Eski İngilizce'de başlangıçta 'genç kümes hayvanı' anlamına gelen 'cicen' kelimesinden.

'chicken' (tavuk) kelimesi, onu sık sık pişirdiğiniz 'kitchen' (mutfak) kelimesinin içindedir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.