adjective

chosen

seçilmiş, seçkin

He is the chosen one.

O, seçilmiş kişidir.

This is her chosen field of study.

Bu onun seçtiği çalışma alanıdır.

((bir isimden önce sıfat olarak)) seçilmiş. She followed her chosen path.

Eş anlamlılar: selected, elected; Zıt anlamlılar: rejected

Eski İngilizce'deki 'ceosan' (seçmek, ayırmak) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

Filmlerdeki 'Seçilmiş Kişi' (The Chosen One) gibi, büyük bir görev için seçilmiş özel bir kişiyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.