verb

clasp

sıkıca tutmak, kenetlemek, kucaklamak

She clasped her hands in front of her.

Ellerini önünde kenetledi.

He clasped the necklace around her neck.

Kolyeyi boynuna taktı.

((bir şeyi)) sıkıca tutmak Ellerini önünde kenetledi.

((bir şeyi)) ((bir şeyin etrafına)) takmak Kolyeyi boynuna taktı.

Eş anlamlılar: grip, grasp, clutch, fasten

Eski İngilizce'de 'kucaklamak' anlamına gelen 'clyppan' kelimesinden gelir, 'clip' (tutturmak) ile ilgilidir.

Bir yengecin kıskaçının bir şeyi sıkıca 'kavradığını' (clasp) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.