adjective

classical

klasik

I enjoy listening to classical music.

Klasik müzik dinlemekten hoşlanırım.

She studies classical literature.

Klasik edebiyat okuyor.

((classical + noun)) (klasik ...) He is a fan of classical art.

Eş anlamlılar: geleneksel, resmi; Zıt anlamlılar: modern, çağdaş

'classic' + '-al' (sıfat yapan ek). Antik Yunan ve Roma'nın yerleşik standartlarına atıfta bulunur.

'Classical' genellikle 'klasik müzik' veya 'klasik mimari' gibi belirli bir tarihi döneme veya resmi bir stile atıfta bulunur. 'classic' kelimesinden daha spesifiktir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.