noun

clerk

tezgâhtar, memur, kâtip, resepsiyonist

The clerk at the store was very helpful.

Mağazadaki tezgâhtar çok yardımcı oldu.

He works as an office clerk.

Ofis memuru olarak çalışıyor.

The hotel clerk gave us our room key.

Otel görevlisi bize oda anahtarımızı verdi.

bir/o tezgahtar/memur ((bir yerde)) bir ofiste, bankada veya mağazada çalışan kişi The clerk at the store was helpful.

Eş anlamlılar: employee, assistant, staff (çalışan, asistan, personel)

Latince 'clericus' (rahip) kelimesinden gelir, çünkü tarihsel olarak okuma yazma bilenler din adamlarıydı ve kâtip olarak görev yaparlardı.

Yazar kasada veya klavyede tuşlara 'tıklayan' (click) birini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.