noun

coach

antrenör, koç, şehirlerarası otobüs, vagon

Our team has a new basketball coach.

Takımımızın yeni bir basketbol antrenörü var.

We took a coach from London to Paris.

Londra'dan Paris'e şehirlerarası otobüsle gittik.

He coaches the local soccer team.

Yerel futbol takımını çalıştırıyor.

((bir şeyin)) antrenörü bir takımı çalıştıran kişi He is the coach of the national team.

((yere)) giden otobüs bir yere giden otobüs I caught a coach to the airport.

((birini/bir şeyi)) çalıştırmak birini veya bir takımı eğitmek She coaches volleyball on weekends.

Eş anlamlılar: antrenör, eğitmen, otobüs, vagon

Bu tür arabaların ilk yapıldığı Macar kasabası 'Kocs'tan gelmektedir.

Bir spor koçunun takımla birlikte bir otobüsle (coach) seyahat ettiğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.