adjective

adrift

sürüklenen, başıboş, amaçsız

The boat was adrift on the open sea.

Tekne açık denizde sürükleniyordu.

He felt adrift after losing his job.

İşini kaybettikten sonra kendini başıboş hissetti.

adrift ((olmak)) sürüklenmek, başıboş olmak The boat was adrift on the open sea.

Synonyms: aimless, floating; Antonyms: anchored, purposeful

Eski İngilizce 'a-' (üzerinde) + 'drift' (sürüklenme rotası) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'sürüklenmede'.

'a drift' olarak düşünün - su üzerinde bir sal gibi sürüklenme sürecinde olan bir şey.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.