noun

column

sütun, kolon, köşe yazısı

The ancient temple had many stone columns.

Antik tapınağın birçok taş sütunu vardı.

She writes a weekly column for the newspaper.

Gazete için haftalık bir köşe yazısı yazıyor.

The data is organized in rows and columns.

Veriler satırlar ve sütunlar halinde düzenlenmiştir.

A column of soldiers marched down the street.

Bir asker kolu caddeden aşağı yürüdü.

a column of ((sth.)) (bir şeyin) sütunu/kolu A column of smoke rose from the chimney.

Eş anlamlılar: pillar (direk), post (direk), article (makale), list (liste)

Latince 'sütun' anlamına gelen 'columna' kelimesinden gelir.

Bir sütunun dikey şeklini, ardından bir gazetede bir metin sütununu ve bir hesap tablosunda bir sayı sütununu gözünüzde canlandırın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.