adjective

comparative

karşılaştırmalı, nispi, göreceli

She lives in comparative comfort now.

Şimdi nispeten rahat bir şekilde yaşıyor.

We did a comparative study of the two systems.

İki sistem üzerinde karşılaştırmalı bir çalışma yaptık.

'Bigger' is the comparative form of 'big'.

'Bigger', 'big' kelimesinin karşılaştırma biçimidir.

comparative ((noun)) karşılaştırmalı We did a comparative study.

in comparative ((noun)) nispeten ... bir durumda She lives in comparative comfort.

Eş anlamlılar: relative, respective; Zıt anlamlılar: absolute, positive (dilbilgisi)

'compare' + bir nitelik veya eğilim belirten '-ative' ekinden. Karşılaştırma eylemiyle ilgilidir.

'compare' + 'relative' (göreceli) olarak düşünün. Bir şeyin başka bir şeye *göre* *karşılaştırma* yoluyla değerlendirildiği anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.