compelling
Çeviri
ikna edici, zorlayıcı, ilgi uyandıran
Örnekler
She gave a compelling reason for her decision.
Kararı için ikna edici bir neden sundu.
The novel was so compelling I couldn't put it down.
Roman o kadar sürükleyiciydi ki elimden bırakamadım.
Dilbilgisi Kalıpları
a compelling ((noun)) ikna edici/ilgi uyandıran (isim) Kararı için ikna edici bir neden sundu.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: convincing, persuasive, captivating; Zıt anlamlılar: unconvincing, weak
Etimoloji
'Compel' (zorlamak) fiilinden gelir. Dikkatinizi veya inancınızı 'zorlayan' bir şeyi tanımlar.
Hafıza İpuçları
O kadar iyi bir hikaye hayal edin ki sizi okumaya devam etmeye 'zorluyor'.