noun

composure

soğukkanlılık, sükunet, itidal

He kept his composure despite the chaos.

Kargaşaya rağmen soğukkanlılığını korudu.

She lost her composure and started to shout.

Soğukkanlılığını kaybetti ve bağırmaya başladı.

soğukkanlılığını korumak sakin kalmak Mülakat sırasında soğukkanlılığını korumaya çalış.

soğukkanlılığını kaybetmek sakinliğini yitirmek Haberi duyunca soğukkanlılığını kaybetti.

Eş anlamlılar: calm, self-possession; Zıt anlamlılar: agitation, panic

'compose' (oluşturmak) kelimesinden gelir. 'Composed' olmak, duygusal olarak dağılmamış, bir arada olmak demektir.

Sakin ve odaklanmış bir müzik bestecisi (composer) düşünün. Sizin 'composure' (soğukkanlılığınız) sizin içsel sakin kompozisyonunuzdur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.