noun

compromise

uzlaşma, taviz, orta yol

They reached a compromise after long negotiations.

Uzun müzakerelerden sonra bir uzlaşmaya vardılar.

Marriage is all about compromise.

Evlilik tamamen uzlaşmayla ilgilidir.

a compromise ((between A and B)) (A ile B arasında) bir uzlaşma They reached a compromise between the two parties.

Eş anlamlılar: agreement, settlement; Zıt anlamlılar: conflict, disagreement

Latince 'com-' (birlikte) + 'promittere' (söz vermek) kelimelerinden gelir. Karşılıklı söz verme.

'com-' (birlikte) + 'promise' (söz) olarak düşünün. İki tarafın ortada buluşmak için birlikte söz vermesi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.