adjective

connected

bağlı, bağlantılı, ilişkili

The two rooms are connected.

İki oda birbirine bağlı.

Are you connected to the internet?

İnternete bağlı mısınız?

All these events are connected.

Bütün bu olaylar birbiriyle bağlantılı.

He is very well-connected.

Onun çevresi çok geniştir.

((bir şeye)) ((bağlı olmak)) bir şeye bağlı olmak The laptop is connected to the printer.

((biriyle)) ((ilişkili olmak)) biriyle ilişkili olmak She is connected with a famous family.

Eş anlamlılar: linked, joined, related; Zıt anlamlılar: disconnected, separate, unrelated

'connect' fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve birleşmiş olma durumunu tanımlamak için sıfat olarak kullanılır.

Bu, bir şeyi 'connect' (bağladıktan) sonra içinde bulunduğunuz durumdur. Bunu eylemin sonucu olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.