adjective

conspicuous

göze çarpan, belirgin, dikkat çekici

He was conspicuous by his absence.

Yokluğuyla dikkat çekiyordu.

She wore a conspicuous yellow hat.

Göze çarpan sarı bir şapka takıyordu.

((olmak)) conspicuous göze çarpan olmak The tall building is conspicuous.

Eş anlamlılar: noticeable, prominent, obvious; Zıt anlamlılar: inconspicuous, hidden

Latince 'con-' (birlikte) + 'specere' (bakmak) kelimelerinden gelir. 'Kolayca görülebilen' anlamına gelir.

Casus (spy) kelimesiyle ilişkilendirin: 'conspicuous' bir casus, yani çok göze çarpan bir casus, iyi bir casus değildir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.