noun

constituent

bileşen, kurucu unsur, seçmen, öğe

Sodium is a constituent of salt.

Sodyum, tuzun bir bileşenidir.

The senator listened to his constituents.

Senatör, seçmenlerini dinledi.

This is a constituent part of the machine.

Bu, makinenin kurucu bir parçasıdır.

((bir şeyin)) ((bileşeni)) bir şeyin bileşeni olmak Sodium is a constituent of salt.

((birinin)) ((seçmenleri)) birinin temsil ettiği seçmenler The senator listened to his constituents.

((kurucu bir parça)) temel bir parça (sıfat kullanımı) This is a constituent part of the machine.

Eş anlamlılar: component, element, ingredient, voter

Latince 'constituere' (kurmak) kelimesinden, 'con-' (birlikte) + 'statuere' (koymak). Bileşen, bir bütünü oluşturmak için diğerleriyle 'birlikte duran' şeydir.

'con-' (birlikte) + 'stitu' (durmak) olarak düşünün. Bir şeyi oluşturmak için 'birlikte duran' parçalar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.