adjective

contagious

bulaşıcı

The flu is a contagious disease.

Grip bulaşıcı bir hastalıktır.

Her laughter is contagious.

Onun kahkahası bulaşıcıdır.

to be contagious bulaşıcı olmak Grip bulaşıcıdır.

a contagious ((noun)) bulaşıcı bir (isim) Onun bulaşıcı bir gülümsemesi var.

Eş anlamlılar: infectious, communicable; Zıt anlamlılar: non-contagious

Latince 'contagiosus' kelimesinden, 'con-' (birlikte) + 'tangere' (dokunmak). Dokunarak yayılan.

Birine dokunarak bir şeyi aktardığınız 'ebelemece' (tag) oyununu düşünün. 'Con-tag-ious' - dokunarak bulaşan.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.