adjective

contingent

bağlı, şarta bağlı, heyet, birlik

Our plans are contingent on the weather.

Planlarımız havaya bağlı.

The French contingent arrived for the summit.

Fransız heyeti zirve için geldi.

contingent ((on/upon sth.)) bir şeye bağlı Our success is contingent upon your support.

a contingent ((of sb.)) bir grup insan A contingent of doctors was sent to the disaster area.

Eş anlamlılar: dependent, conditional; Zıt anlamlılar: certain, absolute

Latince 'con-' (ile) + 'tangere' (dokunmak) kelimelerinden gelir. Başka bir şeye 'dokunan' veya ona bağlı olan bir şeyi ifade eder.

'Contact' (temas) kelimesini düşünün. 'Contingent' olan bir şey, bir koşulla 'temas' halindedir ve ona bağlıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.